Gazi Üniversitesi, Türkiye’nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma ürününün üretim sürecini başlattı. YÖK desteğiyle yürütülen ve dünyada tedavisi olmayan nadir genetik hastalıklara çözüm sunmayı hedefleyen proje, Türkiye’yi gen tedavisi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri konumuna taşıyor.
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Türkiye’nin ilk gen tedavisi araştırma ürününün üretimine başlanmasına ilişkin, “Gazi Üniversitesinin 100. yılında, başta ülkemiz olmak üzere bu konuda mağdur olan hastalarımıza ve evlatlarımıza çare olabilecek buluşlar yapılmasını temenni ediyorum.” dedi.
Gazi Üniversitesi Çocuk Metabolizma ve Çocuk Genetik Bilim Dalları ile Prof. Dr. Alev Hasanoğlu Faz-1 Klinik Araştırmalar Merkezi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) desteğiyle Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, nadir bir genetik hastalığın tedavi araştırmalarında kullanılmak üzere, vücut hücrelerine doğru genin ulaştırılmasını amaçlayan (AAV tabanlı) ve uluslararası standartlarda geliştirilecek Türkiye’nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma ürününün üretim sürecini başlattı.
Bu kapsamda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Charles River arasında, AAV tabanlı gen tedavisi geliştirilmesine yönelik iş birliği yapıldı.
Merkezde yürütülen çalışmayla, dünyada henüz tedavisi bulunmayan hastalıklara yönelik yerli bir çözüm geliştirilmesi hedefleniyor.
“Türkiye’nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma sürecinde önemli aşamaya gelindi”
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Türkiye’nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma sürecinde çok önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.
Prof. Dr. Ünal, merkezde hem Türkiye’den hem de yurt dışından birçok hastanın tedavi sürecinin yakından takip edildiğini ifade etti.
YÖK ADEP Projesi kapsamında bugüne kadar çok önemli çalışma yapıldığını aktaran Ünal, bugün ise Amerika’daki öncü firmalardan biriyle yapılan anlaşmayla bu konuda önemli bir mesafe katedildiğini kaydetti.
Gazi Üniversitesinin bu yıl 100. yılını kutladığını anımsatan Ünal, “Gazi Üniversitesinin 100. yılında, başta ülkemiz olmak üzere bu konuda mağdur olan hastalarımıza ve evlatlarımıza çare olabilecek buluşlar yapılmasını temenni ediyorum. Kliniğimiz iki yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ödüle layık görülmüştü. Sadece Türkiye değil, tüm dünyadaki yavrulara önemli yol katedebileceğimiz, onların yaşam kalitesini yükseltebileceğimiz gen tedavisinde çok önemli yol alınacağına inancımı buradan bildirmek istiyorum.” diye konuştu.
“Türkiye’de kendimizi evimizde gibi hissediyoruz”
Merkezde tedavi gören Ürdünlü 22 yaşındaki Ziad Jalal Masadeh’in babası Jalal Masadeh, oğlunun genetik bir hastalığı bulunduğunu, tedavi için Türkiye’ye geldiklerini söyledi.
Masadeh, oğlunun 18 yaşına geldiğinde hastalık sürecinin başladığını ifade ederek “İlk olarak İsrail’de tedaviye başladık ancak 6 ay kadar önce savaş nedeniyle tedaviyi yarım bırakmak zorunda kaldık. Oradaki doktorumuz bizi Prof. Dr. Fatih Ezgü’ye yönlendirdi. Bu şekilde Gazi Üniversitesine geldik.” dedi.
Türkiye’de kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini dile getiren Masadeh, “Herkes bizimle çok ilgileniyor. Hem doktorlar hem hastane personeli büyük misafirperverlik gösteriyorlar. Biz her 2 haftada bir buraya gelip düzenli aralıklarla tedavimizi alıyoruz. Bize tedaviyi Türkiye’de mi Almanya’da mı görmek istersiniz diye sormuşlardı. Biz Türkiye’yi seçtik. Burada kendimizi çok iyi hissediyoruz.”



