Pazartesi, Şubat 16, 2026
spot_img
Ana SayfaGüncelCumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel: “Türkiye’ye Ses Veriyoruz: Geçim Yoksa...

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel: “Türkiye’ye Ses Veriyoruz: Geçim Yoksa Seçim Var”

Kendine yapılmayan zulmü arkadaşlarımıza yapana açıkça söylüyorum: Artık yeter. Artık yeter. Rakibinden korkma. Cesaretin varsa çık karşımıza. Ne diyorlar? ‘Tayyip istifa’ diyorlar. Çok mantıklı.”

“EKREM BAŞKAN ‘İLÇE BELEDİYESİ BİZDE DEĞİL’ DEMEDİ”

“Biraz önce Özgür Başkan, Ekrem Başkan’ın mektubunda anlattı. Orada duyan var, duymayan var. Bu meydanın şahitliği var. Ben kendi altını çizdiğim birkaç tane hizmeti buradan ifade etmeliyim. Ekrem Başkan, seçildiği günden beri ‘Buranın ilçe belediyesi bizde değil’ demedi. Bu ilçede 8 bin 222 çocuğun sütünü hergün İBB dağıtıyor. Her ay 1 milyon litreden fazla süt, çocukların sağlığı için evlere dağıtılıyor. Bu ilçede 8 bin 117 annenin cebinde Anne Kartı var. Kreşlerimiz her sabah kapılarını yoksulların çocuklarını açıyor. Kağıthane hak ettiği yatırımı 2019’dan sonra aldı. Yıldız – Mecidiyeköy – Mahmutbey metro hattı, Cendere Yaşam Vadisi, Kağıthane Meydanı, spor tesisleri, parklar, bölgesel istihdam ofisi açıldı. İSKİ bu ilçeye 3,5 milyar liralık altyapı yatırımı yaptı. Kağıthane, Ekrem Başkan’dan razı mısın? Ekrem Başkan’dan memnun musun? Ekrem Başkan burayı izliyor, burayı dinliyor. Marifet iltifata tabi. Yürekten bir alkış yolluyoruz Ekrem Başkan’a.”

“PANKARTTA ‘DİLENCİ DEĞİL, EMEKLİYİZ’ YAZIYOR”

“Ekrem Başkan’ı seviyor musunuz? O sizi seviyor mu? Peki Erdoğan sizi seviyor mu? Niye? Çünkü fakirsiniz. Türk-İş açlık sınırını ve yoksulluk sınırını ilan ediyor. Türkiye’de açlık sınırı 30 bin lira. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Bu meydanda evine 98 bin liradan daha fazla gelir girenler bir el kaldırsın. Bir bunu bulabildik arkadaşlar; Nuri Aslan’ı. O da görevinden dolayı değil, durumu hep iyi onun. Şimdi asgari ücret ve hemen üzerinde geliri olanlar el kaldırsın. Peki en düşük emekli maaşını alanlar el kaldırsın. Şimdi burada DİSK’e bağlı Emekli-Sen’in Fatih şubesi gelmiş. Diyorlar ki ‘Dilenci değil, emekliyiz.’ Bu pankartı taşıyanlar Türkiye’nin dört bir tarafındaki emekliler. Ömürleri boyunca eller nasırlı, gözlerinin nurunu akıttılar. Dirsek çürüttüler. Çalıştılar ve devlet dedi ki ‘Artık çalışmana gerek yok. Ben sana bakacağım.’ ‘Çalışanlar çalışacak ve biz emeklimize bakacağız’ dedi. Emekli oldular. Şimdi ‘16 bin 700 lirayla geçineceksin’ diyorlar. Eve kira verse aç kalacak, karnını doyursa sokakta kalacak bir haksız düzen var. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Şimdi en düşük emekli maaşı asgari ücretin altında, hatta açlık sınırının bile yarısında. Öyle ya 30 bin lira açlık sınırı, 16 bin 700 lira emekli maaşı.”

“ASGARİ ÜCRETLİYİ AÇLIĞA, SEFALETE MAHKUM ETTİLER”

“Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak birincisi, en düşük emekli maaşını asgari ücrete eşit olmasını savunduk. İkincisi, asgari ücretin hiç değilse insanca yaşama sınırını yakalayamasa da açlık sınırından uzaklaşıp, hiç değilse iki asgari ücretin yoksulluk sınırına biraz yaklaşmasını savunduğumuzdan en az 39 bin lira bir asgari ücret olmasını savunduk. Bunun için de küçük esnafa, tekstilciye 10 bin 400 lira SGK prim desteği yapılmasını, yani alan 39 bin lira alırken verenin yükünün 10 bin lira hafifletilmesini savunduk. Bu yapıcı önerimizi Meclis’e sunduk. Bizi duymadılar, dinlemediler. İşveren desteğini bin 200 lira yaptılar. Asgari ücreti maalesef 28 bin lira olarak ilan ettiler. Asgari ücretlileri sefalete, asgari ücretlileri açlığa, yoksulluğa mahkum ettiler. Buradan bütün sendikalara, sendikalı – sendikasız bütün işçilere, bütün emeklilere sesleniyorum: Evde oturarak bu hükümet laf dinlemez. Evde oturarak hak alınamaz. Evde oturarak bunlardan kurtulunamaz. Hepinizi mücadeleye davet ediyorum. Meydanlara davet ediyorum. Direnmeye davet ediyorum.”

“TEK ADAMIN ÇOKLU MAKAM BOZUKLUĞU VAR”

“Biliyorsunuz memlekette çok önemli bir sıkıntı var. Büyük bir krizin içindeyiz. Ekonomik kriz var. Hukukta, adalette kriz var. Gelirde kriz var. Vergide kriz var. Sokakta, pazarda, her yerde kriz var. Kriz milletin canına artık tak etti. Bu krizin adı zaten adı üstünde; ‘TAK’ dediğin şey Tek Adam Krizi. Milletin canına tak eden şey; Tek Adam Krizi. Bu tek adamın bir rahatsızlığı var. Tek adamın çoklu makam bozukluğu var. Çoklu makam bozukluğu hastalığına yakalanmış durumda. Cumhurbaşkanı mı, parti başkanı mı? Sabahleyin aynı kalemle vali atıyor, öğleden sonra il başkanı. Sabahleyin aynı kalemde kaymakam atıyor, öğleden sonra ilçe başkanı. Gidiyor, üniversitenin hocaları yerine rektöre de o karar veriyor. Kendi Merkez Yürütme Kurulu’na da o karar veriyor. Savcı desen ta kendisi, hakim desen ta kendisi. Ne valinin hükmü var, ne bakanın yetkisi. Çoklu makam yetmezliğinden Erdoğan’ın yaşattığı kriz, memlekete ‘Tek Adam Krizi’. Şimdi onunla mücadele eden meydanların çoklu krizlere karşı hep birlikte mücadele etme, hep birlikte başarma, hep birlikte kazanma sorumluluğu var. Şunu bilmeliyiz ki bu meydan böyle dolu olursa, bu sıfır derece sıcaklıkta, kışın ortasında, aralığın sonunda, bu meydanda bu enerji olursa karşınızda ne Erdoğan durabilir, ne de bir başkası. Hep birlikte başaracağız. Hatiple seyirci arasındaki uyuma bakın. Hangi slogan geldi? Doğru slogan. ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”

“SOKAK KAZANACAK, HAKLILAR KAZANACAK, HAK YİYENLER KAYBEDECEK”

“İtiraf edeyim, ‘Elbette gelecekler’ diyordum. ‘Elbette güçlü eylem olur’ diyordum ama metrekareye düşen eylemci sayısıyla ve coşkusuyla Kağıthane’ye şapka çıkarıyorum. İstanbul örgütümüze şapka çıkarıyorum. Şimdi Aralık’ın sonunda, kışın ortasında meydandayız. Eylemdeyiz. Peki Kağıthane, seçtiği AK Partili milletvekillerini görüyor mu sokakta? Aranıza gelebiliyorlar mı? Hatır sorabiliyorlar mı? Pazara çıkabiliyorlar mı? Gelemezler, çıkamazlar. Artık Adalet ve Kalkınma Partisi, sıcak salonların partisidir, salon partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, savaş meydanlarında kurulmuştur. 100 yıl sonra meydan meydan büyüyen, sokakların, meydanların, mücadelenin partisidir. Ve en sonunda karşılaşacağız. Ne kadar kaçsalar da o sandıkta karşılaşacağız. Göreceksiniz, salonun meydanı yendiği görülmemiştir. Korkakların cesurlar yendiği görülmemiştir. Devleti arkasını alanların milleti yendiği görülmemiştir. Biz kazanacağız. Meydanlar kazanacak. Sokak kazanacak., İşçiler emekçiler kazanacak. Emekliler kazanacak, haklılar kazanacak. Hak yiyenler kaybedecek. Bir devri kapatmaya, bir devre açmaya geliyoruz. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.”

“BARİYERLERİ YERLE BİR EDEN ARKADAŞLARIMIZI KUCAKLIYORUM”

“Bir yanda bu vatanın üniversite okuyan evlatları da haklarını arıyorlar. Hatırlıyor musunuz? Tayyip Bey diyordu ki ‘Efendim biz gelmeden önce üniversitelilerin KYK bursları 45 liracıktı. Biz 3 bin lira yaptık.’ Yalanı doğru gibi anlatandan korkacaksın. Hemen gidip kontrol edeceksin. Baktım rahmetli Ecevit’in, Sayın Bahçeli ve rahmetli Mesut Yılmaz’la birlikte üçlü koalisyonu son olarak öğrenciye 45 lira burs yatırmış. Bakarsan burası doğru. Peki o 45 liracık kaç çeyrek altın alırmış? Çeyrek altın fiyatına baktım 30 lira. 2002’nin kasımında, ekiminde çeyrek altın 30 lira, öğrenci bursu 45 lira. Bugün çeyrek altın 10 bin – 10 bin 500 lira, 1,5 çeyrek altın olsa, burs olacak 15 bin lira ama bugün öğrenci bursu 3 bin lira. Şimdi bir yerde 1,5 çeyrek altın olan 45 liraya, ‘45 liracık’ diyen üçte bir altın almayan bursu övünerek söyleyen bir iflah olmaz, utanmazlıkla karşı karşıyayız. Şimdi burs fiyatları, burs ücretleri belirlenecek. Görünen o ki 3 bin lirayı 4 bin lira yapıp geçecekler. Buradan bir kez daha hatırlatıyorum. 3 bin lira günde 100 liradır. İstanbul’da en ucuz mercimek çorbası 100 liradan pahalıdır. Belediyelerin sabahleyin kampüste bedava dağıttığı çorbayı şu dükkanda 150 liraya içemiyorsun. Günde bir öğüne bir çorba parası bile vermeyen bu iktidara, eğer sizde şu kadar vicdan, şu kadar insaf varsa öğrenci bursunu hiç olmazsa 10 bin lira yaparsınız diyorum ve buradan 19 Mart‘ta Saraçhane’ye gelen bariyerleri yerle bir eden, arkadaşlarımızın önünde tüm Türkiye’deki öğrencilerin saygıyla ve sevgiyle kucaklıyorum.”

Benzer Haberler
- Advertisment -spot_img

Popüler